Ateş pahası

Sızıntı dergisinin 2012 Haziran sayısında “Yeryüzünü terk edebilir miyiz?” isimli yazıyı okurken girişte ateş pahası kelimesinin nereden geldiğini anlatmışlar. Ben de bunu siz kıymetli entelektuel.com okurları ile paylaşmak istedim. Ayrıca sızını dergisinin Haziran 2012 sayısındaki yazının tamamını da okursanız gerçekten dünyanın ne kadar mükemmel yaratıldığını görmüş olacağız. Ayrıca bunu sızıntı.com.tr adresinden dinleme imkanınız da bulunmaktadır. Dünya

Şimdi ateş pahası kelimesinin anlamı için aşağıdaki temsili okuyabilirsiniz.

Rivayete göre Osmanlı padişahlarından biri, pırıl pırıl bir ilkbahar sabahı, kuş cıvıltıları ve dere şırıltıları arasında maiyetindekilerle tenezzühe çıkmış. Dere tepe gezerken bir de bakmışlar ki güneş, tepelerin ardından batmaya yüz tutmuş. Kıştan kalma hafif serin bir rüzgâr ince yağmur taneleriyle birleşince, bir zaman sonra iyice üşümüşler. Bir sığınak ararken az ötede bacasından duman tüten bir kulübe görmüş ve kapıyı çalmışlar can havliyle. Onları bir pirifâni karşılamış ve büyük bir nezaketle içeri almış. Allah ne verdiyse yemiş, ibadetlerini eda etmiş ve istirahata geçmişler. Yaşlı adam gece boyunca ateşin harını eksiltmemiş. Gün doğmadan kalkarak ateşe birkaç odun daha atmış ve yine olabildiğince nezaketle misafirlerini kaldırmış. Huşu içerisinde namazlarını kılmışlar, nevalelerinde ne kaldıysa ortaya döküp güzelce kahvaltılarını yapmışlar. Padişah: “Efendi! Bizi memnun ettin. Allah senden razı olsun. İyiliğinin bedeli ödenmez; ama misafirperverliğinin hakkını verelim ki, dostluğumuz bâki kalsın. Söyle bakalım ne istersin?” demiş.

Gün görmüş adam: “Sadece kulübeyi ısıtan ‘ateşin pahası’ bin altındır; gerisi benim ikramımdır.” deyince, vezir dayanamayarak atılmış: “Efendi, ağzından çıkanı kulağın duyar mı senin? Bir ateşin fiyatı bin altın olur mu?” Padişah, yaşlı adamın kim olduklarını anladığını kavramış. “Ağa, demiş, bu dağın başında, yağmur altında sırılsıklam üşüyorken sabaha kadar harı gitmeyen ateş bin altından daha da kıymetliydi. Parasını verin efendinin.” Vezir, altınları adamın ellerine sayarken dudaklarından, “Ateş pahası!” sözcükleri dökülüyormuş…

entelektüel

Edebiyatı sever, şiir dinlemeyi sever, liberal ve politik bir kişidir.

1 comment

  1. banu eker diyor ki:

    Öğrenmenin yaşı yok vesselam. Teşekkürler Kadir.

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*