Çiftçiler tembel mi ?

Arkadaşlar merhaba, bugünkü yazımızın konusu çiftçilerin tembel olup olmadığı hakkında bir fikir telaattisinde bulunmak. Açıkçası çiftçi olsun ya da olmasın insanlar çiftçilerin çok çalışkan ve kendilerine ender rastlanan insanlar olduklarına inanıyor ya da buna inanmak istyorlar. Fakat ben bu noktada bu şekilde inanan insanları doğru yola görevlendirme bilinci ile sizleri doğru yola iletiyorum. Evet böyle bir misyon gördüm kendimde ve açıklıyorum. Hayır çiftçiler de sizler gibi insanlar ve hatta eminim bir çoğunuz bu çiftçilerden daha çalışkansınız, daha cesaretlisiniz ve silzer gibi olmayan çiftçilerin sayısı emin olun çok fazla. Esas azınlıkta olan biziz.

Şimdi normalde bir çiftçi ne yapar ? Hadi kısaca bir çiftçinin günlük yaşaımını irdeleyelim. Bir çiftçi yine kendisi gibi bir çiftçi ailenin çocuğudur zira çiftçiliği bilmeyen insan çiftçilik yapamaz. Sonradan ögrenilmesi de zordur. Bir nevi imam hatiplik gibi küçüklükten bu meslegin zorluklarına alışık olmalısınız. Evet zorlukları dedim farkındayım.

Sabah erken saatte kalkarlar, tabii bu erken saatlerde son yıllarda 7 ye denk gelir bir şekilde yani İstanbul’da çalışan bir çok kişinin işine gitmek için kalktığı saat. Yani çiftçiler ile İstanbul’da çalışan bir kişi ortalama aynı saatlerde kalkıyor. Çiftçiler sabah kalkıp ahırlarında inekleri sağarlar ve sütlerini biraz sonra gelecek sütçüye satarlar. Eskiden çiftçiler bu sütlerden kendileri peynir, kaymak ve yağ yaparlarmış fakat şimdi sütlerini sattıkları sütçüye sipariş verip yiyecekleri peynirleri dahi fabrikadan almaktalar. Yani bir nevi hazıra alışmış durumda bu çiftçi arkadaşlar. Peki daha sonra ne yapar ? Ahırı temizlerler, inekleri sulamaya götürürler bu işlerle uğraşırlar.  Bu anlattıklarım kışın ortalık kar altında iken yapılan işlemler. Kışın her yer karla kaplı olduğu için tarım yapılamıyor. 

Bahar ayları geldiğinde ise tarlaya gitmeye başlarlar. Tarlalarını haftada bir sularlar yani pazartesi ve salı günü tarlasını sulamakla ugraşan çiftçi bir dahaki pazartesiye kadar 5 gün hiç bir iş yapmamaktadır. Yani bir nevi yatmaktadırlar. Elbette boş durmamaktalar fakat çiftçilerin hazır devlet gibi bir babaları var. Bir çocuk nasıl her ağladığında babası evladının yanına gider ve O’na destek olur.  Bunun gibi çiftçiler her başları dara düştüğünde devletten yardım alırlar ve bu halkın çogunlugu tarafından gayet olağan görülür. Çünkü halkta şöyle bir kanı var. Bu çiftçiler hiç bir gıda üretmeseler bizler ne yiyeceğiz. Açıkçası böyle bir tehlike yok. Biz üretemessek başkaları üretir ve bize satarlar. Açıkçası şöylede bir durum var. Bu hali hazırda yapılıyor. İsrail denilen ülkeden istediğiniz kadar nefret edebilirsiniz fakat adamların o arazilerde domates tohumu gibi bir çok gıda çalışması yapmaktadırlar ve verimlilikleri bizim çiftçilerimize göre daha fazla olduğu için maliyetleri daha düşük oluyor ve ürettikleri malı bizim çiftçilerden daha az maliyet ile üretebiliyorlar. 

Tarlada çalışan çiftçiler de esasında çalıştıkları ay 7 ay fazla çalışkan olanları ise 8 ay çalışmaktadırlar. Şimdi çiftçiler kazanamadıkları halde neden çiftçilik yapıyorlar ? Çünkü devlet sübvansiyonlarla kendilerini destekliyor. Ben çalışma günlerinde sabah 9’dan akşam 6’ya kadar çalışıp sene sonuna doğru maaşımın Yüzde 35 (yüzde otuzbeş ) ini devlete vergi verirken bu çiftçiler vergi falan vermemektedirler. Verdikleri vergilerde komik rakamlar. Bu da işte belirli yerlere satarken vergilendiriliyor yoksa vergi falan yok. Olmasıda garip olur çünkü devlet bir yandan bu arkadaşlara para verirken bir yandan da onlardan para alamaz değil mi ?

İşte çiftçilerimizin açıkçası bu denli desteklenmesinin tek nedeni ülkede var olan gizli işsizliği yok etmesi. Bu nedenle hükümetler tarafından da desteklenmektedirler. Çiftçilerin bir çoğu biz işçiler gibi sabah işe gelip akşam eve gitmeyi isteriz deseler dahi bunu yapamazlar çünkü buna alışmamışlardır. Bir yandan ben bu kadar çalışsam köyde çok para kazanırım derken bir yandanda bunu hayata tatbik edememekte ve yine yatış pozisyonuna geçmektedirler.

Çiftçiler 8 ay çalışır 4 ay yatar, çalıştıkları aylardada belirli tarihlerde yogunlaşmakta diğer zamanlarda normal çalışma yoğunluğunda hayatlarına devam etmektedirler.  

Esasında çalışkan insan her yerde parasını kazanır. Kendi tarlasında işini bitiren kişi başka çiftçilerin tarlalarında gündelikçi olarak çalışmakta ve pazar paralarını çıkartmaktadırlar. Bu arada bakın pazar parası dedim. Neden ? Çünkü çiftçiler kendi yiyeceklerini dahi üretmiyorlar, pazarda nasılsa var diyerekten küçük bir bostan kurmuyorlar. Kendi ihtiyaçları için dahi üretim yapmayan bu arkadaşlardan bütün ülke için üretim yapmasını düşünmenin ayda tarım yapma hayali kurmaktan pek farkı yok.

entelektüel

Edebiyatı sever, şiir dinlemeyi sever, liberal ve politik bir kişidir.

3 comments

  1. ali sucu diyor ki:

    bunu muştan yazıuorum elimde bin dünüm arzi var ama ekemiyorum 3 yıldır niye diye sorsanız bunun için param yok olsa ekerim bende köydeki insanlarda bundan yarlanacak ve evlerni ekmek götürebilecekler ama yok arazi senelerdir boş ben nasıl devleten para alarak ekim yapabilirim bunun için kim bana bilgi verebilir şimdiden teşekürler

  2. sena diyor ki:

    sena akman 4000 para verces

  3. necati karacalı diyor ki:

    güzel bir noktaya değinmişsin..babam anlatırdı:önceleri köye gelen ziraat bankası memurlarını çiftçiler dört gözle beklerlermiş,ve geldiklerinde aldıkları yardımlarla da ya hanımlarının koluna bilezik alırlarmış yada o parayla oğullarını evlendirirlermiş.bu insanlar hazır yaşamaya böylece alışmışlar.ah baba ah cok sey öğre3tmeye calıstın bana ama bir türlü su okulu bitiremedim:)

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*