Çoğulcu cehalet ve Yeni Türkiye

Bu yazının amacı entelektuel.com okuyucularına bugün yaşadığımız olaylara geçmişten nasıl bir ders çıkartacağımıza veya ileri de nelerin olabileceğine, bugün yaşanan bazı olayların neden bu biçimde yaşandığını göstermek amacıyla yazılmıştır.


Daha önceden de Garanti Yatırım Araştırma’dan Tufan Cömert’in yazdığı bir yazıdan bir parça alarak yayımlanmış İki ileri bir geri mi acaba?” isimli yazıdan sonra Tufan Bey’in dün yayımladığı bir yazıyı da sizler ile paylaşma gereği duymaktayım.

“Önce masalı hatırlayalım. Kral ve çevresindekiler aslında böyle bir kıyafetin varlığından şüphelenirler, fakat aptal durumuna düşme kaygısıyla, aslında var olmayan elbiseyi görmüş gibi yaparlar. Kıyafetin dikiminin (!) ardından kral, yeni kıyafetiyle halkını selamlayacağını duyurur. Halk merak içinde bekler. Kral önlerinden “aslında” çırılçıplak geçmeye başlayınca, halk önce biraz duraksar; ama yine de aptal ve değersiz damgası yememek için herkes çılgınca kralını alkışlamaya başlar. Hatta müthiş bir tezahürat kopar. Ta ki bir çocuk “Kralın elbisesi yok! Kral çıplak!” diye bağırana kadar… O anda bu sözler halk arasında yavaş yavaş yayılmaya başlar. Kral da bunu duyar, herkesin haklı olduğunu da bilir, ama bozuntuya vermeyip törene devam eder. Saraya döner dönmez hemen sahtekarların yakalanması için emir verir ama iş işten geçmiş, dolandırıcılar çoktan kaçmışlardır…

 Psikologların bu tarz toplumsal olaylara verdikleri bir isim var: “Çoğulcu cehalet”. Bu şu demek: Sizin bir konudaki görüş ve tavırlarınız aslında diğerlerinden farklı, ancak toplum içindeyken bu tavrınızı belli etmiyor ve diğerleri gibi davranıyorsunuz. Mesela yolda yürürken şiddetli kavga eden bir çift gördünüz.  Bunu izleyenler bir şeyler “yapılması” gerektiğini düşünürler, ama olaya ilk müdahale eden olmak istemezler. Öte yandan, olaya bir kişi bile müdahale ettiğinde, diğerlerinin de müdahale etmesi olasıdır. Bu mikro örnekleri çoğaltabileceğimiz gibi, makro ölçeğe de taşıyabiliriz. Örneğin, II. Dünya Savaşı öncesi ve ilk dönemlerinde birçok Alman, Hitler’in bir cani olduğunu düşünüyorlardı, ancak toplumdaki histeri nedeniyle Hitler’in söylemlerinin topluma hakim olan yegane görüş olduğunu düşünüyor ve onlar da Hitler’i destekler görünüyorlardı. Ta ki savaşı artık Almanya’nın kaybedeceği belli olana dek. O an Almanların “kral çıplak” anıydı.”

Çoğulcu cehaleti bugünün Türkiye’sinde, yoksa “Yeni Türkiye” mi demeliydim?, yaşanan olaylara örnek verilebilecek şekilde. İnsanlar bir şekilde bir heyula oluşturmakta ve bu heyulaya kendilerini öylece kaptırmaktalar. Hiçbir sorgulama ihtiyacına girmeden az biraz sorgulama başladıklarında “Yok canım, doğruyu bir tek ben düşünmüş olamam.” diyerekten var olan ile ilgili aklında oluşacak sorulara direkt oto sansür ile kendisinin yaptığı günlerden geçmekteyiz.

Ama bu devranın böyle gitmeyeceğini kendileri bildiği halde içinde bulundukları topluluktan etkilenip bunları dile getirmiyorlar. Birileri dile getirdiğinde bu kişinin hangi dünya görüşünden olduğuna bakmadan paralel olarak addediyorlar ve buna kendilerine, kendi yandaşlarına inandırmaya çalışıyorlar ama kendi yandaşlarının da bir gün buna dur diyeceklerine inanıyorum.

Paris’te basın özgürlüğü için yürüyüşe katılan Davutoğlu bu özgürlüğü kendi ülkesinden esirgiyor. Sahi Davutoğlu Paris’e niçin gittiğini biliyor mu?

entelektüel

Edebiyatı sever, şiir dinlemeyi sever, liberal ve politik bir kişidir.

1 comment

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*