Kurdun kuşun hakkı

Yaz tatilimi köyümde geçirmekten hoşlanırım. Benim köyümde genelde buğday, şeker pancarı ve yonca ekilirdi. Amcam da bir değişiklik yapıp satmak için çekirdek, günebakan, ekmiş ve evinin oldukça ilerisinde bir araziye çekirdekleri “kelle”sinden koparıp kurutmak amacıyla yığmıştı.

Çekirdeğin ikinci aşaması, kuruyan bu “kafa“lar patos ile çekirdek ile “kafa”nın işe yaramayan kısmının birbirinden ayrılması işlemidir. Bir çok köy işinde olduğu gibi bu iş te oldukça zahmetli ve tozlu bir işti.

Bir şekilde çekirdekler “kelle”lerinden ayrıldı ve amaca ulaşıldı. Şimdi yerdeki bu çekirdeklerin yerden toplanıp çuvallara doldurulmasına gelmişti. Bu işlem yapılırken toprağa yakın yerde bulunan çekirdekler alınmadı ve az sayılmayacak miktarda çekirdek toprakta kalmıştı.

Büyükşehirde büyümüş bizler her şeyin en son tanesine kadar kullanmak, tüketmek, harcamak ile büyütüldüğümüz için buna anlam verememiştim. Amcama bu çekirdekleri de toplayıp daha sonra tozundan ayırabileceğimizi söylemiştim. Zira bu toprak evlerden oldukça uzak ve insanların bulunmadığı bir yerdi. Temiz sayılabilecek bir yerdi. Amcam bana,üretilen mallarda kurdun kuşun da hakkı olduğunu, bu yüzden bu çekirdeklerin burada kalacağını söylemişti.

Günümüzün “modern” insanları kurdun kuşun hakkını gerçekten veriyor mu merak ediyorum.

Hasan Kaçan’ın aşağıdaki twitini görünce bu anımı sizlerle paylaşmak istedim.

Takip etmek isterseniz http://twitter.com/amarat adresinden beni twitterda takip edebilirsiniz.

 

entelektüel

Edebiyatı sever, şiir dinlemeyi sever, liberal ve politik bir kişidir.

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*