Siyaset - tannhauser yazdı - Perşembe, Ocak 28, 2010 13:41 - Yorum yok
Venedik’te Bir Ölüm Osmanlı İktisat Tarihi’ni Değiştirebilir mi?
Tarihçilik geçmişten kalan verileri iğneyle kuyu kazarak bulmak ve bu verileri belirli bir düzen içerisinde günümüz bilgileri içerisinde katmak eylemidir. Bu eylem esnasında tarihçiyi en çok sevindiren, veriyi bir tasnif halinde, tek bir yerde keşfedip çok fazla uğraşı vermeden bilgi dağarcığına katmaktır. Biz böyle tarihçilere tembel diyoruz. Bu çeşit tasnif edilmiş bilgiler genel olarak nizamnamelerde bulunur. Örneğin tarihte var olmuş bir devletin herhangi bir kurumu üzerine mi yazılacak? İlk araştırılan bu kurumla ilgili yasalardır. Toplu halde yasa keşfedildiğinde gerisi tarihçinin hayal gücüne kalır. Bizim Osmanlı İktisat Tarihi genelde bu kaide üzerine yazılagelmiştir. Basit bir örnek vermek gerekirse, asırlar boyunca fermanlar Osmanlı sınırları dışına belirli meta’ın çıkarılması yasak olduğunu belirten hükümlerle doludur. Bu fermanlar üzerinden bütün bir Osmanlı İktisadi sistemi üzerine kerli ferli yorumlar getirilebilir, getirilmiştir de…
Yukarıda anlatılan yarım bir tarihçiliktir. Yasalar salt teorilerdir esasında. Bu teorinin pratiğe uygunluğunu ölçmek ise yine aynı tarihçinin görevi olmakla beraber uygunluk ölçme eylemi teorinin pratiğe uyduğunu söyleyip geçmekten çok daha zorlu bir çalışmayı ve araştırmayı gerektirir. Çünkü tarihte bir yasanın uygulanmasını ya da uygulanmayışını ortaya çıkarmak çok daha dağınık verilerin zorlu süreçlerle toplanmasını gerektirir. Osmanlı historiyografisi (bu kelimeyi kullanınca bir bok biliyorum havası yaratılır illa) bahsettiğimiz zorlu eyleme girişmeksizin iktisat paradigmasını nizamnameler üzerinden kurgulamıştır. Haliyle de çoğu zaman yanlıştan çok daha yanıltıcı yarı-doğrulara boğulmuş bir paradigma çıkmıştır ortaya. Ta ki Ayaşlı sof tüccarı Hüseyin Çelebi bin Hacı Hızır bin İlyas Venedik’te ölene dek!
Cemal Kafadar Müslüman bir Osmanlı tüccarının Venedik’teki ölümünden hareketle Osmanlı tüccarlarının Avrupa’daki macerasını araştırıyor. Osmanlı İktisat Tarihi’nin ön kabulüne göre Osmanlı döneminde Türkler ticaretle uğraşmamışlardı. Türklerin aşağılık buldukları bu alanı gayr-i müslimler büyük bir hevesle doldurmuşlardı. Bu yüzden mal biriktirme kültürü, sermayedarlık Türkler arasında itibar bulamamıştı. Sanayi devrimine entegre olamamıştık. Bu tez her şeyi açıklıyordu. Ne var ki ismiyle içeriğini çok başarılı bir şekilde gizlemeyi başardığı makalesinde Cemal Kafadar; bu yargıya şerh düşmeyi ihmal etmiyor. Bizans’la ticaret yapan Türk paşaları*, Adriyatik limanlarının zenginliğine doğrudan etki eden hatırı sayılır ölçüde Osmanlı tüccarı… Tüm bunların izleri hem Osmanlı kaynaklarından hem de Venedik kaynaklarından belgelendiriliyor. Osmanlı İktisat tarihinin yeniden ve yeniden ele alınması gerektiğini reddedilemez biçimde yüzümüze vuruyor. Sözü Cemal Kafadar’a bırakalım:
“Türklerin ülkeler arası ticarete katılmadıkları, bunun da kültürlerarası iletişime izin vermeyen dinî ve kültürel tutumlar yüzünden olduğu kanısı Osmanlı araştırmalarında genelgeçerlik kazanmıştır. O kadar ki, yukarıda anılan -ve aslında iyi belgelenmiş ve özenli çalışmalardan alınma- kuşatıcı genellemelerin hiçbirini, özgün bir kaynağa atıfta bulunularak temellendirme gereği duyulmamıştır. Kâfir’le ticaret konusunda Osmanlı ulemasından veya devlet adamlarından birinin görüşü zikredilmez. Benzer biçimde, kaynaklara dayandırılmış nicel bir çalışma olmadığı halde, ‘III. Selim’in hükümdarlığına kadar, imparatorluğun ticareti yabancı tüccarların elindeydi’ gibi kestirme bir sonuca varmak kabul görmüştür.”(s. 108)
Bu zihin açan makaleyi ve başka konularda önemli sorular soran üç makalesini daha okumak için: Cemal Kafadar; Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Dört Osmanlı: Yeniçeri, Tüccar, Derviş ve Hatun”, Metis Yay., İstanbul-2009’a, kitabın daha ayrıntılı bir tartışması için Kim Kurmuş Bu Paradigmaları Biz Burada Yoğ İken başlıklı yazıma bakılabilir.
*Bu paşalardan birinin Çandarlı Halil Paşa olduğunu da belirtiyor. Bu çok da önemli bir tartışmaya yeni bakış açıları getiren bir esasında. Fatih Çandarlı’yı neden öldürdü?
Entelektuel.com Takip Fasilitesi
- Yüksek Lisans Mezunlarının SMMM Stajında Hakkı Yeniyor
- Emeklilik yaş hadleri ve yaş sorunsalı
- Yetmez ama EVET
- Kara Kuvvetleri Komutanı Aranıyor
- Yetmez ama EVET
- Yüksek Lisans Mezunlarının SMMM Stajında Hakkı Yeniyor
- Emeklilik yaş hadleri ve yaş sorunsalı
- İstanbul depremi ve Tehlikenin farkında mısınız?
- Neden eti pahalı tüketiyoruz? Et ithalatı ve gümrük vergisi
- Şükrü KIZILOT isteğe bağlıların durumunu bilmiyor mu?
- Kara Kuvvetleri Komutanı Aranıyor
- Başbakan tehlikenin farkında mı?
- Kırıntı Bebek
- Genç asker kardeşim, rahatsız mısın?
- Yetmez ama EVET
- kadir en çok kafamı karıstıran şu hsyk atamaları.
bunla ilgili düşünce...
- Merhaba Hakan,
Bunu Gürcistan'da bir muhasebeci yazdı. Adı da yazının al...
- Bu konuda kesinlikler haklısınız. Aynı şekilde mağdurlardan biriyim. 1 yı...
- Kardeş biraz fazla abartmışın. Muhasebe kısmı belki dediğin gibi olabilir...
- nörolojik temelli bir akıl hastalığı ifadesi kullanan arkadaşa söylemek i...
- Kadir normalde belgeyi aldıktan sonra ben de bir daha bakmazdım heralde kanuna...
- Özkan, açıkçası belgeyi aldıktan sonra 3568 ile pek ilgilenemedim. Ymm ola...
- son cümlede 60 yerine 65 olacaktı :)...
Kişisel - May 13, 2010 19:09 - Yorum yok
Benim Cevdet Abim vardı
More In Kişisel
- yapı kredi portföy – yatırım – saçmalıklar silsilesi
- Ramazan Bayramı 2009
- Bizim zamanımızda
- Kapitalizm nedir?
- hafıza- i beşer..
Leave a Reply