Yunanistan’da denizciliğin gelişimi ve demokrasi

Denizcilik piyasasını takip edenler Yunanistan’ın Dünya denizcilik piyasasında ne kadar etkin olduklarını bilirler. Bunu rakamlara dökersek aşağıda hangi ülkenin kaç tane gemisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu arada vergisel avantajlardan dolayı bazı armatörler gemilerini kendi ülkelerindeki gemi sicillerine değil de vergisel avantajların bulunduğu başka ülkelerdeki gemi sicillerine kaydettirmektedirler. “Panama bandralı gemi” sözünü haberlerde duymuşsunuzdur. Yunanistan’a ait filonun büyüklüğünü Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü raporunda görebiliriz.

2012 yılı başında dünya filosundaki 300 GT ve üzeri toplam gemi sayısı 48.197 adede ulaşırken, toplam gemi tonajı 1.46 milyar DWT ve toplam konteyner filo kapasitesi 15,3 milyon TEU’ya ulaşmıştır. 2012 yılı başı itibariyle DWT tonaj bazında toplam dünya deniz ticaret filosunun yaklaşık %70’i 10 ülke tarafından kontrol edilmektedir. Bu kapsamda Yunanistan 217 milyon DWT (%16,4) ile ilk sırada, 210 milyon DWT (%15,8) ile Japonya ikinci ve 125 milyon DWT (9,5) ile Almanya üçüncü sırada yer almaktadır. Ülkemiz 22,5 milyon DWT’luk (1.000 GRT ve üzeri gemilerden oluşan Türk sahipli filo) filo kapasitesi ile dünyada 15. sırada yer almaktadır. (Kaynak: ISL)**

Yunanistan’ın boş durmayıp filosunu hâlâ büyütmeye devam ettiğini Dünya Gazetesi’nden anlıyoruz. Durmadan gemi almaya devam ediyorlar. Dünya Gazetesinin eki olan Perşembe Postası’nda yer alan Temmuz 2013 tarihli habere göre dünyada satılan iki gemiden birisini Yunanistan’lılar almakta.*  Yukarıdaki rakamlara baktığımızda Yunanistan’ın gemicilikte ne kadar ezici üstünlüğe sahip olduğunu görmektesiniz.

Bunu neden yazdım, geçen gün siyasal düşünceler tarihi ile ilgili okuma yaparken Yunan demokrasisinin gelişmesi sırasında denizcilerin önemli bir yere sahip olduğunu gördüğümde şaşırmış olmamdır. İlgili kitapta;

Aslı Yunanca olan demokrasi kavramı, halkın yönetimi anlamına gelmektedir. Yunan siteleri demokrasinin beşiği olarak bilinir. Ancak başta Atina Sitesi olmak üzere bu şehir devletlerinde sadece demokrasinin uygulandığını iddia etmek yanlıştır. Dönemin Yunan düşünürleri üç yönetim şekli ve onların bozulmuş biçimlerinden söz ederler: Monarşi zamanla tiraniye dönüşmeye, oligarşi kendi içinde yozlaşmaya, demokrasi ise aşırı bir biçimde uygulanırsa anarşi halini almaya mahkûmdur. Yunan’da farklı yönetim şekilleri tartışılmakta ve uygulanmaktaydı. Kimisi halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelen demokrasiyi, kimisibelirli sayıda kişinin yönetimi olan oligarşiyi, bazıları da tek kişinin yönetimi olan monarşiyi savunur. Tep Sitesi’nde monarşinin, Isparta’da ise oligarşinin uzun zaman uygulanmış olduğu bilinmektedir.
Peki, Atina’da M.Ö. V. yüzyılda uygulanan demokrasiden tam olarak neyi anlamak gerekir? Her şeyden önce, Yunan siteleri kalabalık bir köle nüfusuna sahip olsalar da demokrasi sadece vatandaşlar içindir. O dönemin anlayışına göre bazı insanlar emretmek, kimileri de emir almak üzere doğarlar. Kölelik doğuştan sahip olunan veya savaş neticesinde düşülen bir durumdur.
Yunan demokrasisi mutlak ve doğrudan bir demokrasidir; yani her bir vatandaş yönetime temsilcileri vasıtasıyla değil  doğrudan katılır, yasların hazırlanmasında ve siyasi kararlarda söz sahibidir. Bu durum vatandaşların mutlak eşitliğini de beraberinde getirir.
Sitelerin yüz ölçümü ve nüfusunun bugünün ulusal devletlerinden çok daha küçük olmaları doğrudan demokrasiyi (yani vatandaşların tümünün yönetime ve kanunların yapılmasına katılmasını) mümkün kılmaktaydı.
Yunan demokrasisinde özgür olanlar sadece vatandaşlardır ve site yönetimine ve kamu hizmetlerine katılanlar sadece onlardır. Köleler ve yabancılar (metekler) bu haklardan mahrumdur. Kısaca özetlemek gerekirse,Yunan sitelerinde özgür olmak demek, yönetime katılmak anlamına gelmektedir.

 

Halk denilen kişiler, daha doğrusu vatandaş olan kişiler sadece Özgür olanlar ve kadınlar özgür değil. Tam bu noktada bu sistemde ticaret yoluyla zenginleşen kişiler ortaya çıkıyor.

 

Ne olmuştur da Yunan demokrasisi giderek anarşiye dönüşmüş ve eleştirilere maruz kalmıştır? Ksenofon (M.Ö. 430-355)’un Atina Sitesi’ndeki gelişmelere dair analizi bu soruya cevap niteliğindedir. Tarihçi, filozof ve aynı zamanda asker olan Ksenofon’a göre Atina, varlığını ve gücünü denizciler ve gemi yapımcılarına borçlu bir siteydi. Denizciler, giderek artan toplumsal ve ekonomik ağırlıklarına paralel olarak yönetimde daha fazla söz sahibi olmak istemişlerdir. Bu amaç doğrultusunda eski toprak aristokrasine karşı mücadele veren denizciler site vatandaşlarının da önemli bir kısmını yanlarına çekmeyi başarmışlardır. Denizciler zümresi ile site vatandaşlarının toprak aristokrasisine karşı yürüttükleri ortak mücadele, ilerleyen derslerimizde göreceğimiz başka bir durumu hatıra getirmektedir: Feodaliteye karşı savaşan burjuvazi ve bunların yanında yer alan ezilen köylü sınıfı ile manifaktür işçilerinin ortak mücadelesi. Ticaret yapan denizcilerin iktidara ortak olmaları demokrasinin ortaya çıkışına vesile olmuştur. Ancak zamanla, iktidara gelen tüccarların çıkarlarıyla çoğunluğun çıkarları arasında çelişkilerin belirmesi, öte yandan toprak aristokrasisinin hoşnutsuzluğu demokrasinin eleştiri oklarına hedef olması sonucunu doğurmuştur. Bu eleştirilerden bir kısmı demokrasiyi toptan reddetme eğilimindeyken, bazıları da demokrasinin aşırılıklarının giderilmesi için reformlar tavsiye etmiştir.

Esasında durum tam olarak halk plajlara akın etti vatandaş denize giremiyor. M.Ö. 430 yılında da böyleymiş. Bu başka bir yazı konusu ama yukarıdaki iki alıntıya baktığımızda Yunanistan’ın ikibinli yıllarda bu kadar devasa bir filoya sahip olmasına şaşırmamak gerektiğini öğreniyoruz.

Not: Ülkemizde de bu şekilde bir gelişim var. Siyasi elitler kendilerinde olan gücü paylaşmak istemese de zenginler bir şekilde halkı kendi yanına çekip siyasi elitleri tek tek devirebiliyorlar. Burada zenginler birşekilde halkın içinden çıkarsa işte bu süreç çok çabuk gelişiyor ve çok uzun yıllar boyunca oluşabilecek sosyal, ekonomik ve siyasi değişimler on yıl gibi bir sürede kendini gösterebiliyorlar.

http://www.persemberotasi.com/2013/07/yunanlar-aliyor-turkler-bekliyor/

** http://www.ubak.gov.tr/BLSM_WIYS/DTGM/tr/YAYINLAR/20120816_142103_64032_1_64346.pdf

entelektüel

Edebiyatı sever, şiir dinlemeyi sever, liberal ve politik bir kişidir.

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*