Cehalet peçesi ve vergilerin yeniden dağıtımı

Anarko-kapitalizme getirilen bir diğer büyük eleştiri ise adalet ilkeleri üzerindendir. John Rawls Bir Adalet Teorisi adlı eserinde bir adalet teorisi geliştirmiş ve bu teoriyle toplumsal kurumları açıklamaya çalışmıştır. Asıl hedefinin faydacı(utilitarian) yaklaşım olmakla birlikte, ortaya koyduğu teori diğer liberteryen düşünceleri de kapsar. Rawls, adaleti toplumun temeline koyar ve ona göre adalet ilk erdemdir. Toplum halinde yaşamanın, izole yaşama göre getirdiği avantajları göz önünde bulunduran Rawls, işbirliği sonucu oluşan çıktının paylaşımı noktasında bir takım temel ilkeler getirmemizi önerir. Bunu yaparken de herkesin eşit durumda olduğu bir ilk durumdan bahseder. Burada “Cehalet peçesi” adı altında bir peçe taktığımızda tüm farklılıklarımızdan (güç, zenginlik, yoksulluk, cinsiyet v.b.) habersiz olduğumuz bir cehalet ortamında bu ilkelerin oluşturulduğunu hayal eder. Bireyler kendi ve başkalarının durumundan habersiz olması nedeniyle ortaya çıkaracakları ve uygulayacakları adalet ilkelerini belirlerken kendilerinin toplumun en dezavantajlı kesiminden olma ihtimali göz önünde bulundururlar. Böylesi bir durumda, ilkeleri belirleyecek olanlar en az ayrıcalığa sahip olacak bireylerin kendileri olma ihtimalini düşünerek en kötü koşullarda bulunan bireylerin durumunun mümkün olan en üst düzeye çekilecek şekilde ilkelerin oluşturulmasını isteyecektir. İşte bu son durum Rawls’in adalet ilkeleri gereği, yeniden dağıtımcı fikre, dolayısıyla da yeniden dağıtımcı olmak adına devletin var olması gerektiğine, var olmakla birlikte minimal olmasının adalet ilkeleri gereği yetersiz olduğunu savunmasına yol açmaktadır. Çözüm olarak toplumda en kötü koşullarda bulunan bireylerin koşullarının iyileştirilmesi adına adil bir vergi sistemi şarttır. Rawls yeniden dağıtımı savunurken onun özgürlükçü bir isim olduğunu, bireysel özgürlüklerden taviz verilmemesinin savunduğunu ve öncelediğini söylemekte fayda var. Fakat yeniden dağıtım noktasında sosyal ve ekonomik iyiyi öne çıkarmıştır. ” en azından teorik olarak bazı temel özgürlüklerden vazgeçildiğinde karşılığı sosyal ve ekonomik kazanç olarak tazmin edilir.” Rawls, 1999:55). Tam da bu noktada Rawls, yeniden dağıtımcı anlayışı savunması açısından özgürlükçü anlayışından taviz verdiği eleştirisi alır liberteryen fikirden. Nozick’e göre adaleti belirleyen kriter sahip olunanların meşru yollarla elde edilip edilmediğidir. Eğer meşru yollarla elde edilmişse, bu meşru kazancın yeniden dağıtımı adil olmayacak ve özgürlüğü zedeleyecektir. Yeniden dağıtım amaçlı vergi alımı bir nevi vergi gaspıdır. Fakat Rawls için bu durum haklarla çatışmayacaktır. Rawls’a göre, Nozick’in aksine, hak ile bireysel veya toplumsal ortak iyi ya da bireysel veya toplumsal ortak fayda birbiriyle çatışan şeyler olarak görülmemelidir. (Koker,2008:94) Yeniden dağıtıma bir diğer Nozick eleştirisi ise iyi bir durum oluşturma adına vergi alınmaya başlandığında başka iyi durumlar için de vergi almanın yolu açılmıştır.

Yukarıdaki yazı liberdergi’nin birinci sayısından alınmıştır. Sizce Rawls gibi vergilerin yeniden dağıtımında bazı “iyi”lere göre dağıtımın yapılması normal mi yoksa Nozick’e göre elde edilen gelir ve kazançların meşru yollardan elde edilmişse bu meşru kazancı dağıtılmasının adil olmayacağını mı düşünüyorsunuz?

Yazının altına yorum olarak belirtirseniz sevinirim.

liberdergi.com üzerinden dergiye abone olabilirsiniz.

Bu yazıyı okuyanlar Çoğulcu Cehalet ve Yen Türkiye yazısını da okuyabilir.

http://entelektuel.com/cogulcu-cehalet-ve-yeni-turkiye/

entelektüel

Edebiyatı sever, şiir dinlemeyi sever, liberal ve politik bir kişidir.

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*