Her şeyi ALLAH’tan istemek

Bir zamanlar fakir bir genç padişahın kızına âşık olmuş. Âşık olmuş olmasına ama yapacak bir şey yok. Bu sevdasından vazgeçse olmuyor sevdiğini düşünse daha beter bir durumda oluyor. Çözümü sohbetlerine gittiği bir zâta başvurmakta bulmuş. Bana en iyi aklı yine verse verse hocam verir diyip hocasının kapısına gitmiş. Durumu hocasına anlattıktan sonra hocası kendisine şu öğüdü vermiş.

“Şehrin giriş kapısına gideceksin ve kim ne derse desin ALLAH lafzından başka bir laf etmeyeceksin.”

Hocasının sözünü dinleyen genç şehrin giriş kapısına oturmuş ve beklemeye başlamış. Belli bir süre sonra bu gencin sürekli burada oturduğunu fark etmiş. Şehrin ahalisi “Sen kimsin? Necisin?, Kimlerdensin?” diye sorsa da bu genç hocasının sözünü dinlemiş ve her soruya “ALLAH” cevabını vermiş.
Ahali bu gencin büyük bir evliya olduğunu düşünmeye başlamış ve durumu şehrin hükümdarına iletmişler. Hükümdar da şehirde herkesin bu genci konuşmasından dolayı pek memnun değilmiş. Herkesin kendisini sevmesini, kendisini saymasını ve aşırılıkların olmamasını istermiş. Saray ahalisi ile gencin girişinde oturduğu kapıya gitmişler ve padişah halkın sorduğu soruları tekrar etmiş. Tekrar etmesine etmiş ama aldığı yanıt herkesin duyduğu “ALLAH” lafzından başka bir şey değilmiş.
Padişah durumundan daha da işkillenmiş ve bunun çözümünü bulması için yardımcılarına emir vermiş. Sultan’ın yardımcıları şehrin kapısında oturan gence bu aklı veren hocayı bulmuşlar ve hoca da onlara çözümün ancak Sultan’ın kızını bu gence vermesiyle hâl olacağını iletmiş.
Bunu duyan Sultan’ın yardımcıları bunun olmasının imkansız olduğunu ama yine de Sultan’a ileteceklerini bildirmişler. Sultan bunu duyunca her ne kadar hayır dese de bu gencin bilinirliliği arttıkça Sultan’a başka bir çıkar yol kalmamış ve hocanın yanına gitmiş.
“Hocam, seninle beraber gencin yanına gidelim ve kızımın onunla evlenmesine onay verdiğimi beraber iletelim.” diye söylemiş. Hoca ile birlikte gencin yanına gitmişler ve Hoca delikanlıya, “Sultanımız kızını sana vermek istiyor. Yeter ki sen bu kapıdan kalk ve işine gücüne devam et.” diye söylese de delikanlı hocaya da “ALLAH” demiş.
Bu duruma hoca şaşırmış ve herkesin etraftan uzaklaşmasını ve delikanlı ile baş başa konuşmak istediğini söylemiş.
Herkes uzaklaşınca hoca delikanlıya, Neden hâlâ ALLAH diyiyorsun? Sen Padişah’ın kızını istemiyor muydun? Bak işte Padişah ayağına kadar geldi ve kızını sana vermek istiyor.”
Uzun zamandır “ALLAH” lafzından başka hiçbir şey söylememiş delikanlı hocaya şunları söylemiş.
“Hocam, ben güzel bir eşim olsun, sevdiğim kişi ile beraber mutlu bir hayat sürmek için senin verdiğin nasihati dinledim ve hep ALLAH dedim. Çok şükür bu zaman zarfında ALLAH-ü Teala bana Cenneti ve Cennet güzelliklerini göstermeyi nasip etti. Ve bu sürekli O’nu anmakla oldu. Şimdi sen bana gel sen bu işten vazgeç diyiyorsun. Nasıl ben bu işten vazgeçeyim hocam?”
diye söylemiş.

Peki bizler ne kadar O’nu anıyoruz ve istenmesi gereken yerin O olduğunun farkındayız?

*Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her ihtiyacınızı Allah’tan isteyiniz. Ayakkabı bağınızı bile. Çünkü Allah sizi muvaffak etmediği tak­tirde ayakkabı bağını bile elde edemezsiniz.”

 

Fotograf kaynağı

entelektüel

Edebiyatı sever, şiir dinlemeyi sever, liberal ve politik bir kişidir.

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*